Metin Kutusu:
Metin Kutusu: D İ K K A Y A   K Ö Y Ü
Metin Kutusu: www.mekaleskirit.net 
web Design © 2008 ßy ßeklipxe. 
Metin Kutusu:

Mekaleskirit Köyünün ismi 1958 yılında Dikkaya olarak değiştirilmiştir. Mekaleskirit (dikkaya köyü) mezra durumundayken 18. yy.da bağımsız 40 hane olarak yerleşilmeye başlanmış ve bugün ise 350 yi aşkın hane sayısına ulaşılmıştır. Önceleri Pazar (Atina) ilçesine bağlı olan köy 1958 yılında Çamlıhemşin in ilçe olmasıyla, bu ilçeye bağlanmıştır.Fakat Çamlıhemşin ile olan ilişkiler resmi işlemler dışına pek çıkmamaktadır.Mekaleskiritin köyünün oluşumu yani kurucu sülaleleri olarak benimde sülalem olan KESİCİ,KARAMAN,SARI VE KOS olarak ön plana çıkmaktadır.Köy bu sülalelerin genişlemesi ile oluşan akraba dağılımı içindedir.Sülalelerin genişlemesi ile soyadı farklılıkları da zamanla meydana gelmiş olsa da akrabalık bağı halen eskisi gibi devam etmektedir.Köyde şu anda 50 ye yakın soy isim kullanılmaktadır fakat kökleri bu ailelere dayanıyor hepsinin de.Ayrıca bu köyümüzde yaşayan ailelerden dikkaya ya bağlı olup sonradan ayrılan köylerden de gelip yerleşen ailelerde bulunmaktadır. 1970 yılına kadar köy, tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlamaktaydı. Köylünün büyük çoğunluğu kendisi için üretim yapmakta, köy içinde tüketilmekteydi. Bu ürünler; mısır, lahana, fasulye, kabak, salatalık, patates, biber, fındık, arpa, kenevir vb. Bunlardan pazar için üretilen sadece mısırdı. Mısırın pazarlanması ise 23 km uzaklıkta olan Pazar ilçesinde yapılıyor ve bu ürüne karşılık en çok tuz alınıyor, bunun yanında az da olsa şeker alınıyordu; çünkü halk şeker ihtiyacını daha çok bal üretiminden karşılıyordu. Yine pazardan bazı üretim araçları (kazma, kürek, balta vs.), köy içinde üretilemeyen mutfak araçları ve silah gibi mekanik araçların da satın alındığını ögreniyoruz (köy mülakatlarından).2006 yılında yaptığımız alan araştırması sonucunda elde edilen verilere göre aile reislerinin %66.7 sinin toprakları 1970 öncesinde hanenin geçimi için yeterliymiş. Bugün ise sadece tarım ya da hayvancılıkla geçinen aile yok denecek kadar az (% 6.7). Çünkü 1970 öncesinde pazarla olan ilişkiler azdı ve tüketim ile üretim dengede gidiyordu. Fakat 1970 sonrasında pazarla olan ilişkilerin artması tüketimin artmasına, toprakların yetersizleşmesine ve geçim için yeni iş alanları aranmasına yol açtı. Bu yeni iş alanları ise; ticaret (%50), yarıcılık (%20), işçilik (%15) ve hem yarıcılık hem de ticaretle uğraşanlar (%15)dir. 1970 sonrasında pazarla olan ilişkilerin artmasının nedeni, çay tarımının köye girmesiydi. Tamamen pazar için üretilen çayın tarımsal alana girmesiyle diğer tarımsal ürünlerin üretilmesinde (özellikle mısır) büyük bir düşüş yaşandı. 70 li yıllarda pazar ilişkilerinin yerleşmesiyle birlikte ilk defa un alınmaya başlandı. Köye ilk televizyon KESİCİ ailesi tarafından (tüplü) 1972 de, ilk minibüs ise yine KESİCİ ve KARAMAN aileleri tarafından 1975 de girdi. 1981 yılında elektrik geldi. Bugün elektriği bağlanmamış hane yok. Telefon ise 1986 de geldi, telefonu olmayan hane yok denecek kadar az (% 6.7).

TOPLUMSAL VE EKONOMİK YAPI

Köyün nüfusu 2300-2500 civarındadır. 14 yaşın altında olanlar 500-600 kişi, 300-350 kişi de 50 yaşın üstünde geri kalanları orta yaşlardadır. 350 hanelik köyün merkezinde 110 hane vardır. Yani merkezin yaklaşık üç katı kadar mahallelerde yaşamaktadır. Köyde hane başına 8-9 kişi yaşamaktadır. Fakat erkeklerin büyük bir çoğunluğu köy dışında yaşamaktadır. Köyde yaşayan erkeklerin (hane reislerinin) %40 i köyde işçilik (marangozluk, ot biçme, yeni tarım alanlarının açılması, inşaat, yol tamiratı, odun kesme türü işler yapmakta), %26 si hayvancılık, %20 si köy dışında çalışıp da araştırma yaptığımız dönemde köyde bulunan erkekler. Araştırma kapsamına giren erkeklerin %73.3 ü ilkokul mezunudur.

Dil

Araştırma kapsamına giren ailelerin %93.3ü evde ve köyde Lazca konuşuyor. %6.7si ise hem Lazca hem de Türkçe konuşuyor. Köy halkının %60i şehirde hem Lazca hem de Türkçe konuşuyor, %40i ise sadece Türkçe konuşuyor. 0-5 yaş arası çocuklarla %40 Türkçe, %60 hem Türkçe hem de Lazca konuşuluyor. 5-10 yas arası çocuklarda %60 Lazca %40 hem Lazca hem de Türkçe konuşuluyor . Küçük yaştaki çocuklarla daha çok Türkçe konuşulmaya çalışılmasının nedeni Türkçeyi daha iyi öğretebilme kaygısından kaynaklanıyor. Fakat yarım yamalak Türkçe bilgisi ve telaffuzuyla öğretilen Türkçe, hem Lazcaya hem de Türkçeye zarar vermekte, iki dil de eksik öğrenilmektedir. Kanımızca aile içinde anadil, okulda da Türkçe öğretilmesi gerekir. Çünkü her iki dilinde kendi koşullarında ve o dili iyi konuşan ve bilen insanlardan öğrenilmesi gerekir.
GÖÇ

Araştırma kapsamına girenlerin %46 si mevsimlik göç ediyor. Bunların %75 i çevre ilçelere çay toplamaya gidiyor, kalan ise işçilik yapıyor. Çay toplamaya gidenlerin büyük çoğunluğu kadınlar. Bu olgu ise son on yıldır yoğunluk kazandı ama şimdilerde bu olgu tekrar eski halini almaya başladı denebilir çünkü erkeklerde artık çay tarımında ve yarıcılık dönemlerinde en az kadınlar kadar çalışmaya başlamışlardı,ama kadınların emeği daha çok olduğunu söyleyebiliriz. Sürekli göç edenlerin oranı ise %33.3. Bunların %75 i hane reisinin oğlu, %25 i ise hane reisinin kendisi. Gidenlerin %60 i esnaf, %40 i ise işçilik yapıyor. Göç edenlerin %80 inin malları ailede kalanlar tarafından kullanılıyor. Bu kişiler yaz aylarında ya tatil için ya da çay toplamak için geliyorlar. Gidenlerin %80 i hem para kazanmak için hem de meslek edinmek için gitmişler. Bunlar arasında geçimlerini sağlayabildikleri halde gidenler yok. Araştırma kapsamına girenlerin hepsi göç edenlerin gitmekle iyi yaptıklarını söylüyorlar fakat burasızda duramadıklarını ve her yazın mutlaka en az bir ay dahi olsa tatil veya çay toplamak için geldiklerini anlatıyorlar.Şahsen ben bile köyümde pek büyümesem de oraya gitmek için can atanlardanım ve her yaz mutlaka tatil için en az bir ayımı ayırıyorum.

Yetiştirilen Ürünler

Uygulama kapsamına giren ailelerin %20 si yılda 7 ton çay üretiyor. Diğer %20 si 3, %33 ü ise 5 ton çay üretiyor. Köy içinde pazar için üretilen tek geçim kaynağı çay. Bazı aileler hayvancılık yapmakta fakat, kendi geçimlerinin dışında pazar için üretim yapanlar (%6.7) çok az. Daha önce değindiğimiz gibi çayın köye girmesiyle köy içinde diğer etkinliklere olan ilgi azaldı. ironik bir biçimde çay da geçim için yeterli olamamaktadır. Sadece köy içindeki etkinliklerle geçimini sağlayan aile yok denecek kadar az (% 6.7). Ailelerin hepsi çaylarını vadeli satıyorlar. %80 i ÇAYKUR a (Devlet kurumudur), %20 si de özel sektöre satmaktadırlar. Ailelerin %86.7 si toprağını kendi işliyor. Diğerleri ise, büyük çoğunlukla, topraklarının sadece bir bölümünü işçi ya da yarıcılara veriyor. Ailelerin %80 inin 45 dönümden daha az toprağı var. Hanelerin %26.7 si yarıcılık yapıyor. Bu ailelerin hepsi 90 lı yıllardan sonra yarıcılığa başlamışlar. Daha önceleri toprakları yeterliymiş. Daha doğrusu büyük çoğunlukla simdi de ayni toprağa sahipler ama, elde edilen ürünlerdeki fiyatlar ülke koşullarına göre artmadığı ve buna karşılık tüketim olgusu arttığı için toprak yetersiz gelmeye başlamış. Topraklarının yetersiz olduğunu söyleyenlerin %50 si geçimini sağlamak için ticaretle uğraşıyor. %20 si yarıcılık, %15 i işçilik ve hayvancılık, diğer bir %15 ise hem yarıcılık hem de ticaretle uğraşıyor.Ailelerin %66.7 sinin toprakları 20 yıl öncesine kadar yeterliymiş. Hanelerin %53.3 ü topraklarını miras yoluyla elde etmişler. %40 i ise hem miras hem de satın alma yoluyla elde etmişler. Satın alınan toprakların %50 si 15 dönümden az, kalan %50 ise 15-30 dönüm arası.

 

Emek Kullanma Biçimleri

Köyde tarla işlerini %66.7 oranında yaşlı kadınlar, yetişkin kadınlar ve kız çocukları yapıyor. %33.3 ünde ise bunların yanında ailenin diğer fertleri de yardım ediyor. Hayvanlarla ilgili işleri %53.3 oranında yaşlı kadınlar, yaşlı erkekler ve yetişkin kadınlar yapıyorlar. Ev işlerini yetişkin ve yaşlı erkekler dışındaki aile fertleri yapıyor. El işlerini ise tamamen kadınlar yapıyor. Odun taşıma işlerini % 40 oranında yaşlı ve yetişkin kadınlar, %26.7 oranında ise sadece yetişkin kadınlar yapıyor.Şehirdeki işlerin %53.3 ünü sadece erkekler yapıyor, %46.7 oranında ise gerektiği taktirde ailenin diğer fertlerinin de bu tür işleri yaptıklarını belirttiler. İnşaat, arıcılık gibi işler "erkek işi", bunun yanında inşaata malzeme taşıma işi arabaların yanında -aynı zamanda- kadınların da işi. Bu işlerin bu şekilde bölüşümü ancak hastalık durumunda (%66.7) değişiyor.

Kadınların yaptığı işleri erkekler yapamaz diyenlerin oranı %33.3. %20 si ise erkekler yaparsa verimin düşeceğini, diğer bir %20 si de gerekirse yapabileceğini söylemişlerdir. "Kadınların yaptıkları işleri yapar mısınız?" sorusuna, %60 i gerekirse yaparım, %40 i ise "yapmam" cevabını vermişlerdir. "Erkeklerin yaptığı işleri kadınlar yapabilir mi?" diye sorulduğunda %46.7 si yapamayacağını, %33.3 ü ise sadece köydeki işleri yapabileceklerini söylemişlerdir.Köy içindeki işlerde hâlâ (%86.7) yardımlaşma var. Bunun yanında ücretli işçilik de (%73.3) artarak devam eden bir olgu. Ücretli işçilik için köy dışından gelenler sadece %20 oranında.

 

Tarım Girdileri

Suni gübre kullananların %46.7 si 20 yıldır kullandıklarını söylüyorlar. Son on yıldır suni gübre kullanmayan aile yok. Hanelerin %66.7 si hane geliri azalsa bile suni gübre kullanmaktan vazgeçmiyor. Çünkü iyi verim elde etmek için suni gübrenin gerekliliği düşünülüyor.Hanelerin %26.7 si 2,%26.7 si 3, %46.7 si de 4 ile 10 arası inek + öküze sahipler. İneği olmayan aile yok denecek kadar az, çünkü köyde en çok tüketilen gıdalar hayvansal ürünler. Bunun yanında daha önceleri önemli bir geçim kaynağı olan küçükbaş hayvancılık son yirmi yılda çok geriledi (%13.3). Çayın gelmesiyle diğer etkinlikler gibi arıcılık da artik yapılmamaya başlanmıştı fakat bu olguda Karadeniz de uygulanan düzenli bir çalışma ile tekrar canlandırılmaya başlandı. Arıcılık yapanların oranı şimdilerde %25.7 ye kadar ulaştı. Hayvanlardan elde edilen ürünlerin %86.7 si kendi için, %13.3 ü de pazar için üretilmekte.Köylünün %86.7 si hiçbir yerden borç almadan kendi kendine yetmeye çalışmakta.Geri kalanlar yakın dostları veya akrabalarından ve genelde döviz üzerinden borç alınıyor.

 

‘’ HAYDE MEKALESKİRİTE...! ’’

KÖYÜN TARIMSAL YAPISI

KÖYÜN ve KÖYLÜNÜN SORUNLARI

Köyün en önemli sorunu yol. Dik bir yamaç üzerine kurulan köyün yolları çok bozuk. Bunun yanında köye yakın sağlık ocağı olmasına rağmen sağlık personeli yetersizliği ve yeterli ekipmanın olmayışından düzgün hizmet verememektedir.Köy halkı sağlık ihtiyaçlarını çamıhemşin veya Ardeşen ve pazardaki hastaneler de görmektedir. Ayrıca eğitim köy için önemli bir sorun. Çünkü köy içindeki ilk öğretim okulu tam düzenli şekilde eğitim verecek kapasitede değil dikkaya ilköğretim okuluna gitmek içinse çocuklar her gün ya servisle veya en az 3-4 km. yürümek zorundalar. Lise için ise yürümek fayda etmiyor. Ya büyük şehirlere akrabalarının yanlarına gidiliyor ya da çevre ilçelere. Bu ilçelere (genelde Çamlıhemşin ve Ardeşen ilçesine) ya her gün arabayla gidiliyor ya da birkaç kişi ortak ev tutup ailelerinden uzakta yaşamayı küçük yaşta öğreniyorlar. Hanelerin en önemli sorunları ise; %60 inin ev, %40 inin geçim sıkıntısı. Hane reisinin en önemli derdi ise iş bulamamak ve dolayısıyla geçimini sağlayamamak (%80).Son on yılda köy için yapılan en önemli çalışma yurtdışına inşaat işi için iş imkanı sağlanması.Son 3-4 senedir köyün özellikle hane bireylerinden gençlerin büyük bir kısmı yurtdışında inşaat sektöründe çalışmaktadırlar.Bu imkan sağlandıktan sonra köyün geçim sıkıntısını da hemen hemen ortadan kalktığını görmekteyiz.Şimdilerde bile hanelerden %50 sinde yurtdışında olan mutlaka bir yakını vardır.Ayrıca çay alım yerlerinde de sezonluk iş imkanları da sağlanmaktadır.

 

Köyde Kadın ve Ekonomik Faaliyetler

Köy içinde yapılan etkinliklerin büyük çoğunluğunda kadınları görüyoruz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuk bakımı, hastalara bakma, dikiş, çay, mısır, sebze ve meyvelerle ilgili işlerin hemen hepsi "kadın işi". Çay, sebze ve meyveyle ilgili işlere erkeklerin sadece yardım ettiklerini görüyoruz. Odun ve ot taşıma işlerini de araba olmadığı zaman yine kadınlar yapıyor. Bütün işleri kadınların yapmasına rağmen ailenin reisi her zaman olduğu gibi erkek. Erkeklerin %53.3 ü hane ile ilgili konularda kadınlara danışıyorlar. Fakat bu danışma %80 oranında tarla ve hayvanlarla ilgili işler için geçerli. Çay parası alımı ve bankadaki işlerin büyük bir kısmını (%93.3) erkekler yapıyor. Kadınlara nedenini sorduğumuzda %40 i bu işlerin "erkek işi" olduğunu söylediler. "Bu işleri kadınlar yapabilir mi" diye sorulduğunda %93.3 ü yapabileceğini belirtti.

 

EĞİTİM

Kadınlarda okuma yazma oranı %83.3 kadar. Bunların %93.3 ü ilkokul mezunu ya da mezun olamadan okuldan ayrılanlar. Neden daha fazla okumadınız diye sorulduğunda %53.3 ü okutulmadıklarını, %33.3 ü de okul yokluğundan okuyamadıklarını belirtmişlerdir. "Tek bir çocuğunu okutabilecek durumda olsaydın kızını mı oğlunu mu okuturdun?" diye sorulduğunda %53.3 ü kızını okutmak istediğini söylemiş, nedeni sorulduğunda ise, kızların sürekli ezildiklerini, bir meslek sahibi olarak bu ezilmişlikten kurtulmaları gerektiğini vurguladılar. Erkek çocuğumu okutmak isterim diyenler (%40) ise erkek çocukların anne-babaya baktıklarını, kızların ise evlenip evden ayrıldıklarını söylüyorlar.

 

Evlilik ve Çocuk

Kadınların %20 si 20 yaşında, %20 si 17 yaşında, %33.3 ü 16 yaşında, %6.7 si de 13 yaşında evlendiklerini belirtmişlerdir. Kocalarının evlilik yaşları ise, %20 si 17, %20 si 20, %46.7 si ise 20 yaşın üstünde evlenmişler. Bu evliliklerin %80 i görücü usulü ile gerçekleşmiş. Akraba evliliğine hâlâ olumlu yaklaşanlar var (%33.3). Evlenenlerin hepsi önce imam nikahı yaptırmışlar. %40 i bir yıl sonra, %33.3 ü de üç yıldan daha fazla bir süre sonra resmi nikah yaptırmışlar.Erkekler genelde köy dışında çalıştıkları için (%66.7) yılın büyük bir çoğunluğunda (8-9 ay) ailelerinden uzakta yaşamaktalar.Kadınların %26.7 sinin iki, %26.7 sinin üç, %26.7 sinin de 4 çocuğu var. %33 ü birer kez ölü doğum yapmışlar, %33.3 ü iki çocuğunu aldırmış, %26. 7 si de üç çocuğunu aldırmış. Kadınların %13.3 ünün doğum kontrolünden haberleri yok. Bu kadınlar orta yaşın üstünde olan kadınlar. Erkeklerin büyük çoğunluğu doğum kontrol aracı kullanmıyor. Ayrıca kadınların %60 i kocalarından dayak yediklerini itiraf ederken, %40 i dayak yemediklerini söylemişlerdir.

 

Sahiplik-Mülkiyet

Kadınların %93 üne babalarından miras olarak hiçbir şey kalmamış. Annelerinden de %73.3 oranında hiçbir şey kalmamış. %20 sine de sadece giyim eşyası kalmış. Mirasta kadınlara hiçbir şey verilmediği gibi, köyde mülkiyetin sahibi erkek. Bunun sebebini ise; %33.3"ü erkeklere daha fazla değer verilmesiyle, %26.7 si erkeklerin daha akilli olmasıyla, %20 si ise kadınların cahil olmasıyla açıklıyorlar.Kadınların % 53.3 ünün sadece kendisine ait parası yok. Olanların % 80 i ise kendi çalışarak kazandıkları paralar. Bu paraların nerelerde harcanacağı sorulduğunda %93.3 oranında eve ve çocuklarına harcayacaklarını belirtmişlerdir. Kendine eşya alacak olan ise sadece %6.7. %73.3 ü de eğer eşleri isterlerse bu paraları vereceklerini söylemişlerdir.Onlara göre kadınların en önemli sorunları; çok çalışmak, çocuk büyütmek, çocukların evlilikleri ve askerlikleri ve eşleriyle olan geçimsizlikleri. Kadınlara göre erkeklerin sıkıntıları ise; ev geçindirmek, askerlik, evlilik ve köyde boş zamanlarını geçirecekleri mekanlarının (ör. kahveler) az olması. Kadınların %73.3 üne göre erkekler hiç çalışmazlarsa haneler gene de geçimlerini sağlayabilirler. Çünkü köydeki işleri zaten kadınlar yapıyorlar.

 

Sonuç

Her toplumun diğer toplumlarla benzer özelliklerinin bulunmasının yanında, tamamen kendine özgü özelliklerinin de var olduğu bilinir. Dikkaya köyünün, Anadolu nun diğer köyleriyle ortak yanlarının bulunmasının yanında, coğrafi koşullarından ve tarihi geçmişinden kaynaklanan tamamen kendine özgü bir yapısı var.1970 öncesinde büyük oranda kendi için üretim yapan köy, bu tarihten sonra çay tarımı ile birlikte pazar için üretime geçmiştir. Çay tarımının köylüye yetmemesiyle birlikte daha önce zaten var olan ticaret-gurbetçilik artarak tekrar su yüzüne çıkmaya başlamıştır. Ama artik kapitalizmin kendi sürekliliğini sağlamak için yeni üretim ilişkileri, yeni toplumsal formasyonlar ortaya çıkardığını görüyoruz. Postmodernizm, Postfordizm olasılıkla bu sürekliliğin kentsel yeni boyutları. Anadolu da kırsal alanlarda köylü, önceleri kendi üretim araçlarıyla kendi topraklarını işlerken, artık bu topraklarda işçi, yarıcı durumuna düştüğünü görüyoruz. Böyle bir topraksızlaşmanın olmadığı Dikkaya köyünde ise, küçük köylü mülkiyetinin var olduğu düşünülebilir. Bunun yanında yapılan araştırmada görüldüğü üzere bu bölgedeki küçük köylü mülkiyeti kendini yeniden üretememekte, kendi geçimini kendi öz imkanlarıyla sağlayamamaktadır. Küçük köylü mülkiyetiyle kendini idame edemeyen halk, ticaretten sağlanan gelirle ayakta durmaya, tarımla ticareti birbirine eklemleyerek geçimini sağlamaya çalışmaktadır. Bu sürecin ise ne kadar daha böyle eklemlenerek devam edeceği önemli bir soru.


 

Metin Kutusu: