Metin Kutusu: Fırtınanın Kızı
Metin Kutusu: Metin Kutusu: Metin Kutusu:

www.mekaleskirit.net

31.01.2010

Tam bu duruma alışmaya çalışırken kar taneleri yetişiyor, soğukluğunu hissettikten sonra karıştırıveriyor deryasına, ardından bir hayli zaman geçiyor dolu taneleri şiddetle çarpmaya başlıyor ve kopuyor FIRTINA, esiyor deli rüzgar, savuruyor etrafa o minicik toz yumaklarını toprağın. Zamanla oda geçiveriyor, duruluyor.Uçcuz bucaksız gökten yine sımsıcak güneş göz kırpmaya başlıyor önce tatlı bir sıcaklık veriyor o soğuktan yerle bir olan toprağa, zaman geçtikçe bu sıcaklık yakıp kavurmaya başlıyor ve tekrar toprağa can veren yağmuru istiyor ve ardından diğerlerini de …..

Böyle kısır bir döngüde doğaya karşı direnir toprak ve sürdürür varlığını...

 

      Ne gariptir ki insanoğlu da toprak misali yaşıyor, topraktan geldiği gibi…İçinde bir umutla ve tertemiz duygularla başlıyor.Hayata karşı attığı adımlar, yaşadıkları önce tatlı bir yaz yağmuru gibi geliyor ve içindeki umutlara can vermişcesine hoşuna gidiyor, zaman ilerledikçe kar taneleri düşmeye başlıyor. Saf, temiz, berrak ve güzel ama bir o kadarda soğuk taneler.Hayata attığınız o diğer adımlar yani. Hani ilk bakışta bize cazip gelen fakat ardını arkasını düşünmediğimiz soğuk olabileceğinin, yanlış olabileceğinin, yaşadıkça bizi üşütebileceğinin farkında olamadığımız adımlar ve kararlar. Tıpkı kar tanesine bakmanın güzel, dokunmanın üşüttüğü gibi…Zaman öyle bir ana getiriyor ki insanı o kar tanelerinin ardından bir FIRTINA kopuveriyor. Şimdiye kadar yapılanların hiç de doğru olmadığını hatırlatıyor sanki. Yada kurduğunuz, uğrunda çaba sarf ettiğiniz hayatı birileri sağa sola savuruyormuş gibi geliyor, tıpkı toprağın kopan FIRTINA’DA savrulması, esen rüzgara direnmeye çalışması ama engel olamaması gibi ve yerle bir oluyor her şey. Planlar, projeler, hayaller…….. Sonra insan tekrar yeni baştan bir umut ekiyor yüreğine biliyor ki bu FIRTINA’NIN sonunda bir güzellik var ve boş çıkmıyor umutlar bulutların arasından gülümsüyor güneş. Hani en karamsar olduğunuzda birileri elinizden tutar, yol gösterir, yol açar ya, işte öyle bir güneş…Ama zamanla onun sıcaklığı da boğar insanı yakar kavurur tekrar canına can katacak bir damla arar, ister ve yine aynı kısır döngü bu döngüde de insan hayata karşı direnir…

 

Toprağın hayatı doğanın düzeninden,

İnsanın hayatı ise biraz kaderinden biraz kendindendir.

Teslimiyetçi olması gerektiği yeri bilememesinde,

Hayatına yön vereceği zamanlarda karşılaşacağı olayları düşünmemesinde, tedbiri elden bırakmayıp takdiri Yüce Mevlama bırakmamasında,

Şükrünü bilmemesinde…

Hep daha fazlasını, dahasını istemesinde ve isteyeceği yeri bilmemesinde…

          

Küçük bir not eklemek istiyorum:Toprakla insan arasında basit ve küçük bir fark vardır toprağa ektiğinizi, ona hizmet ettiğiniz, sevginizi ve emeğinizi verdiğiniz müddetçe Allah’ın izniyle mutlaka meyvesini alırsınız. Ama insanoğlu toprak kadar sadık değildir nankördür. Siz emek verdikçe, sevgi verdikçe, hizmet ettikçe o nefsine yenik düşüp gururlanır, böbürlenir ve asıl onu yücelteni toprağın aksine unutur gider…

Ve unutmayalım ki

           Topraktan yaratıldık dönüş yine O’nadır… Sevgi ve hürmetle…

Gökten yağan her şeyi bağrına basıyor toprak.Önce sıcacık güneşe aldanıyor içinde varolanları yeşertiyor, güneşin sıcaklığıyla çıkarıyor gün yüzüne içindeki tohumu… ardından yağmur yüzünü göstermeye başlıyor sanki cana can katarmış gibi bağrına basıyor toprak yağmur tanelerini içindeki umuda güneşten sonra can veriyor bu taneler.

Metin Kutusu: www.mekaleskirit.net 
web Design © 2008 ßy ßeklipxe.

TOPRAK